1. Anasayfa
  2. Gazetecilik

Basın Nedir? Basın Türleri, Basın ve Siyaset

Basın Nedir? Basın Türleri, Basın ve Siyaset
0

BASIN: TANIMI VE TÜRLERİ

Genel anlamıyla basın kavramı gazetecilik mesleğiyle uğraşan kişileri ve haber yapan yayın kuruluşlarını ifade etmektedir. Bu bağlamda haber ve fikirlerin yayınlandığı mecranın teknik özelliklerine göre basını yazılı, görsel, işitsel ve internet basını olarak kategorize etmek mümkündür.

Yazılı Basın

Yazılı basın genel olarak belirli zaman aralıklarıyla (günlük, haftalık, aylık) ve çeşitli baskı teknikleri (ofset, tifdruk, dijital) kullanılarak yayın yapan gazete ve dergileri kapsayan bir terimdir.

Görsel Basın

Hem göze hem kulağa hitap eden televizyon aracılığıyla yapılan haber yayını faaliyetleri görsel basın olarak adlandırılmaktadır.

İşitsel Basın

İşitsel basın, sadece kulağa hitap eden radyo yayıncılığı kapsamında ele alınabilir.

İnternet Basını

İnternet basını ise, yeni iletişim teknolojilerinin sağladığı olanaklar dâhilinde hem yazılı hem görsel hem de işitsel nitelikleri bir araya getiren internet ortamında yapılan haber yayıncılığını ifade etmektedir.

BASIN KURAMLARI

Basın kurumu, içinde bulunduğu toplumsal sistemin bir parçasıdır ve bu sistemle uyumlu işlemektedir. Bu bağlamda her siyasal sistem kendi basın kuramını oluşturmuştur denebilir. Alana yönelik ve en yaygın kuramlar, Fred S. Siebert, Theodore Peterson ve Wilbur Schramm’ın Otoriter, Liberal, Sosyal Sorumluluk ve Sovyet-Totaliter kuramlarıdır. Daha sonra McQuail tarafından bu kuramlara Gelişmeci ve Katılımcı Demokratik kuramları eklenmiştir. Otoriter kurama göre basın, devlet politikalarını desteklemeli ve devlete hizmet etmelidir. Özel veya kamusal girişimle kurulabilen basın organlarında, iktidara ve politik sisteme yönelik eleştiri yapılamaz. Liberal kuramda, basının temel işlevleri, bilgilendirmek, doğruyu ortaya çıkarmak ve devleti toplum adına denetlemektir. Genellikle özel teşebbüs olarak kurulması beklenen basın için temel amaç nitelikli ve çeşitli enformasyon sağlamak, genele hitap etmek ve daha çok satmaktır.

Sosyal sorumluluk kuramında herkesin fikirlerini dile getirebileceği bir ortam sunması gereken basın, karşıt fikirlerin tartışılmasına da olanak tanımalıdır. Kamu hizmetinin sağlanması bağlamında devlet desteğinin ve devlet kontrolünün reddedilmediği bu yaklaşımda aslolan basının sosyal sorumluluğa sahip olması gerekliliğidir. Sovyet totaliter kurama göre, basın faaliyetleri tamamen devlet eliyle yürütülmelidir. Devlet tarafından kontrol edilen basın, Sovyet Sosyalist sisteminin devamlılığını sağlamakla ve kolektivist düşünceyi yaymakla yükümlüdür. Gelişmeci kurama göre ise, modernleşmenin bir aracı olarak konumlandırılan basın devlet tarafından ekonomik olarak desteklenebilir veya ulusal çıkarlar adına sınırlandırılabilir. Katılımcı demokratik kuram perspektifinde, çok seslilik ve eşitlik ilkeleri esas alınır.

Yurttaşların yönetime katılmasını ve farklı görüşlere sahip herkesin sesini duyurabilmesini sağlamak temel amaçtır. Bu bağlamda basının yapılanması ve içerik üretimi devlet kontrolü dışında olmalıdır. Bu basın kuramları her ne kadar yazılı basın bağlamında oluşturulmuş olsa da ortaya koydukları genel ilkeler tüm kitle iletişim araçlarına uygulanabilir bir nitelik taşımaktadır. Bunun yanı sıra her bir toplum için tek bir basın kuramının geçerli olduğunu da iddia etmek doğru değildir. Dönem ve koşulların değişimine paralel olarak farklı kuramlar fonksiyonel olabilmektedir.

BASININ TOPLUMSAL İŞLEVLERİ

Basının demokratikleşmeye katkı sağladığı ve toplumun ihtiyaç ve beklentilerine cevap verdiği düşüncesine dayanan işlevselci paradigma dâhilinde basın, toplum yararını gözeterek birleştirici bir rol üstlenir. Bu perspektiften basın, haber verme, eğitme, eğlendirme, kamuoyu oluşturma, toplumsallaştırma, eleştiri yapma ve reklam yapma gibi bazı temel toplumsal işlevlere sahiptir. Haberverme işlevi, bireyin içinde yaşadığı toplum veya diğer toplumlar hakkında enformasyon edinmesini kapsamaktadır. Eğitme işlevi ile farklı toplumlar ve gruplar arasında etkileşim olanağı sağlayan basın bu bağlamda genel kültür birikimini desteklemektedir. Eğlendirme işlevini yerine getiren basın, bireyleri gündelik hayatın sorunlarından ve yorgunluklarından uzaklaştırmaktadır. Kamuoyu oluşturma işlevi ile özellikle gündem belirleyerek herhangi bir konuya dikkat çekme ve toplumsal alanda o konuyla ilgili bir kolektif kanaat oluşturma ya da toplumsal uzlaşı sağlama potansiyeline sahiptir. Basın, kamusal yayıncılık anlayışı çerçevesinde oluşturulan içerikler ile bireyleri çevrelerine, hak ve sorumluluklarına yönelik olarak bilinçlendirerek toplumsallaştırmaktadır. Siyasi iktidar ile toplumsal taban arasında köprü olan basın, halk adına yönetimin icraatlarını takip ederek kamu iradesinin sözcüsü olma sıfatıyla yanlışlıkları ya da eksiklikleri bildirerek eleştiri yapma işlevini yerine getirmektedir. Reklam yayınlarıyla tüketici davranışını satın alma yönünde etkileyen basın tüketimi arttırmaya dayalı ekonomik sistemin işleyişinde de önemli bir role sahiptir.

BASIN VE SİYASET

Basın bir kitle iletişim aracı olarak siyasal iktidar ile yönetilenler arasında köprü kurar. Dolayısıyla toplumsal sistemin özellikle siyasetin sağlıklı işleyebilmesi için hayati bir önem taşır. Siyasal iletişim süreçlerinde yönetenler ya da yönetmeye talip olanlar ile yönetilenler arasında karşılıklı beklentilerin yerine getirilebilmesinde ve etkileşimin gerçekleşebilmesinde önemli bir role sahip olan basın, bir yandan yukarıdan aşağıya “doğru” ve “tarafsız” bir enformasyon akışını sağlamakla, diğer yandan da halk tabanının taleplerini dile getirmekle yükümlüdür. Özellikle enformasyon akışı süreci bağlamında, toplumsal tabanın onayını almak, bir fikri yaymak, yürütülecek politikalar ya da alınacak kararlarla ilgili ikna etmek ve etkilemek gibi amaçlar doğrultusunda propaganda kavramı öne çıkmaktadır.

Propaganda

Propaganda kavramı, belli çıkarları olan bireylerin ya da grupların, başkalarının kanılarını ve davranışlarını etkilemek amacıyla, önceden tasarlanmış, ikna ve telkin tekniklerini kullanarak yaptıkları eylemler olarak tanımlanmaktadır. Propaganda, kişi, parti ya da fikri yüceltmek veya karşıt kişi, parti ya da fikri eleştirmek ve aşağılamak suretiyle yapılabilmektedir. Propaganda denildiğinde akla gelen ilk isimler Adolf Hitler ve Vladimir Lenin olmaktadır. Bu liderler siyasi başarılarını yaptıkları propaganda faaliyetlerine borçludur. Fakat bu iki liderin kendi adlarıyla anılan propaganda tarzları birbirinden farklıdır.

Propaganda Modeli

Kitle iletişiminde propagandaya ekonomi-politik bir bakış açısıyla yaklaşan Herman ve Chomsky, haber üretimi sürecinde kapitalist piyasa koşullarının sınırlandırdığı sistemli bir propaganda güdüldüğünü açıklayan Propaganda Modelini ortaya koymuşlardır. Bu modele göre haberler, neyin haber olabileceği ve haberin nasıl verilebileceğini belirleyen, çeşitli süzgeçlerden geçerek yayınlanmakta ve daima üst sınıfın çıkarlarına hizmet eden bir propaganda yürütmektedir. Propaganda modelinin öğelerini oluşturan Haber Eleme Süzgeçleri ise şunlardır:

  • Medya şirketlerinin büyüklüğü, yoğunlaşmış mülkiyeti ve kâr amaçlı oluşu
  • Medya şirketlerinin en önemli gelir kaynağının reklamlar olması
  • Medyanın haber kaynaklarına bağımlı olması
  • Reklam veren ve hedef kitlenin medyaya yönelik denetimi
  • Bir denetleme mekanizması olarak anti-komünizm

 

Dr. Öğr. Üyesi ELİF KÜÇÜK DURUR

Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?
  • 0
    be_endim
    Beğendim
  • 0
    alk_l_yorum
    Alkışlıyorum
  • 0
    e_lendim
    Eğlendim
  • 0
    d_nceliyim
    Düşünceliyim
  • 0
    _rendim
    İğrendim
  • 0
    _z_ld_m
    Üzüldüm
  • 0
    _ok_k_zd_m
    Çok Kızdım
İlginizi Çekebilir

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir