1. Anasayfa
  2. Tarih

Ekim Devrimi, Bolşevik Devrimi Nedir? Sonuçları Nelerdir?

Ekim Devrimi, Bolşevik Devrimi Nedir? Sonuçları Nelerdir?
0

Ekim DevrimiBolşevik DevrimiRus Devrimi ya da Büyük Ekim Sosyalist Devrimi, ayrıca bilinen adı ile Ekim Ayaklanması, Rusya’da Jülyen takvimine göre 25 Ekim 1917’de (Miladi takvime göre 7 Kasım 1917), Petrograd’daki geçici hükûmetin devrilerek iktidarın Lenin önderliğindeki Bolşeviklere geçmesini sağlayan ve Sovyetler Birliği’nin kurulmasına yol açan olaydır.

Ekim Devrimi dünyada ilk ve en büyük komünist devletin kurulmasını sağlayarak ve komünist sistemin tüm dünyaya yayılmasına etki ederek 20. yüzyılın dünya tarihini etkileyen en önemli olaylarından biri olmuştur.

Şubat 1917’de çarın devrilmesiyle önce Rus meclisi Duma’da çoğunluğa sahip olan Kadetlerin desteklediği Prens Lvov başkanlığında, temmuz ayında ise sağ SR’ler tarafından desteklenen Kerenski başkanlığında geçici hükûmetler kuruldu. Ekim Devrimi’yle Aleksandr Kerenski başkanlığındaki geçici hükûmet düştü ve iktidara Bolşevikler ile Sol SR’lar geldi. Bu gelişmeler üzerine Bolşevik karşıtı Beyaz Ordu Rus İç Savaşı’nı ve Beyaz Terör olaylarını başlattı. 1922 yılında iç savaştan galip çıkan Bolşevikler, Sovyet

İsim ve etimoloji

Başlangıçta, olaydan Ekim Olayı veya 25 Ayaklanması olarak bahsedildi. Zamanla Ekim Devrimi yaygınlık kazandı. Devrimin 10. yıldönümü olan 1927 yılından itibaren resmî olarak Büyük Ekim Sosyalist Devrimi (Rusçası: Великая Октябрьская Социалистическая Революция) olarak adlandırıldı. Anti-Bolşevikler ise olaya eleştirel bir biçimde “Ekim Darbesi” (Rusçası: Октябрьский переворот) adını verdi.

Devrimin Amaçları

Ekim Devrimi’nin amacı genel olarak otokratik sistemi yıkmak, Rusya’yı emperyalist savaştan kurtarmak, işçi ve köylüleri temsil eden iktidarı kurmak, toprak aristokrasisine karşı halkın büyük çoğunluğunu oluşturan yoksul köylü kitleleri lehine toprakları kolektif mülkiyete devretmek, burjuvaziye karşı emekçi sınıfının çıkarlarını savunmaktı. Şubat 1917 Devrimi’nin tek başarılı yönü Çarlık rejiminin yıkılmasıydı. Ancak halkın başarısına karşın iktidar monarşi düzeninin elit kitlelere tanıdığı seçim hakkından dolayı mecliste çoğunlukta olan burjuvaziye kalmıştı. İnsani ve adil bir çalışma düzenini getirecek iş kanunu, acil barış ortamının sağlanması gibi demokratik hak ve taleplerin karşılanmaması burjuva iktidarının niyetleriyle Şubat Devrimi’ni gerçekleştiren geniş halk kitlelerinin taleplerinin çelişmesine sebep oluyordu. Otokrasiyi yıkan burjuva devriminin getirdiği mevcut belirsizlik ortamı halkta tepkiye yol açtı. Savaşın, ekonomik krizin, açlık ve sefaletin sürmesi ve tüm bunlara karşı yapılan protesto eylemlerinde yeni hükûmetin Çarlık düzenini aratmayacak şiddet eğilimine yönelmesi halkta sosyalist devrim taleplerini kaçınılmaz kıldı.

Gelişimi

20. yüzyıla girildiğinde Rus İmparatorluğu ısrarlı olarak uyguladığı otokratik rejim yüzünden ve bünyesinde barındırdığı farklı ulusların maruz kaldığı baskılardan ötürü uluslar hapishanesi olarak adlandırılıyordu. Ülke Rus-Japon Savaşı ile askeri olarak büyük darbe almış, iç siyasi hayatta da 1905 Devrimi ile büyük altüst oluşlar yaşıyordu. Kırılgan bir ekonomisi olan Çarlık rejimi I. Dünya Savaşı’na girdi ve uzun süren savaşın etkisi cephedeki askerler başta olmak üzere tüm halkta yıkıcı bir etki yarattı. 1917 Şubat ayında da devrimci hareketlenme başladı.

23 Şubat’ta (Gregoryen takvime göre 8 Mart) Petrograd işçileri iktidarı ve mevcut düzeni protesto eden bir gösteri yaptı. Kadınların çoğunlukta olduğu gösterilerde “kahrolsun istibdat, ekmek ve adalet istiyoruz” sloganları atıldı. Önceleri ılımlı ve sadece çarın politikalarını protesto niteliğinde olan gösterilere karşı ordunun zor kullanması hükûmet karşıtı isyanın başlamasına sebep oldu. İsyan işçilerin çoğunun ve savaştan bıkmış erlerin de katılımıyla kısa sürede büyüdü. Çar, ordusunu ve Kazak askerleri gösterileri bastırmak için görevlendirdi. Ancak subayların halkın üzerine ateş edilmesi yönündeki emrine savaştan yorgun düşmüş askerler silahlarını subayların üzerine doğrultarak cevap verdi. Kazak birlikleri de halkla çatışmayı reddetti. İsyanın büyümesi üzerine Çar II. Nikolay kardeşi Mihail lehine tahttan feragat etti. Ancak Prens Mihail devrimci hareketlenmeden korkarak tahtı devralmayı reddetti. Böylece Rusya’da monarşi rejimi yıkıldı. 350 yıllık Çarlık yönetimi ve 300 yıllık Romanov hanedanı da tarihe karıştı. Ancak seçim sisteminin asillere ve elit kitlelere tanıdığı oy hakkı sebebiyle Duma’da çoğunlukta olan Çar taraftarı milletvekilleri hızlı davranarak Prens Lvov başkanlığında geçici hükûmeti kurdu ve yönetimi sahiplenmeye çalıştı. Tabii işçi, köylü ve askerlerin Sovyetleri de alternatif bir iktidar olarak ortaya çıktı. Artık bölünmüş toplumu temsil taeden iki ayrı hükûmet mevcuttu. Resmî olarak iktidarı devralan burjuva hükûmeti, aristokratları, fabrikatörleri, din adamlarını ve Çar yanlısı subayları temsil ederken, yoksul halk kitlelerini, işçi ve köylüleri Sovyetler temsil etmekteydi. İki organ ve destekçileri arasındaki çatışma Bolşeviklerin iktidar olmasına kadar süren belirsizlik ortamında yaşanan kaos ve kargaşanın temel sebebi oldu. Bolşevik Devrimi ile birlikte burjuva hükûmeti saf dışı bırakılarak mutlak iktidar Sovyetlere verilecekti.

İsviçre’de bulunan Lenin partinin Rusya’daki merkezine geçici hükûmete destek verilmemesi gerektiğini, işçi ve köylülerin ancak Sovyetlerin tam iktidarı ile zafer kazanacağını belirten mektup gönderdi. Zaten geçici hükûmet de halkın isteklerine cevap vermekten uzaktı. Tarım reformu, günlük çalışma süresinin kısaltılması gibi taleplerin hiçbiri gerçekleşmedi. Şubat Devrimi’nin çıkış sebeplerinden birisi olan halktaki barış isteği dikkate alınmadı ve doğu cephesinin kapanmasının Almanya lehine olmasından korkan İtilaf Devletleri’nin istekleri doğrultusunda I. Dünya Savaşı’na devam edildi. 10 (23) Mart’ta Bolşeviklerin denetimindeki Petrograd Sovyeti, “Dünya Halklarına” adıyla bir manifesto yayınladı: “Rus devrimciler egemen sınıfların emperyalist politikalarına karşı Avrupa halklarını barışa çağırıyor”. Halkta savaş karşıtlığı o kadar ciddi bir boyuta ulaşmıştı ki, ekonomik iflasın eşiğindeki devletin savunma gücünün de yetersizliğine dayanarak yenilginin kaçınılmaz olduğunu fark eden askerler tek çare olarak ordudan firar ediyordu. Öyle ki 1915 yılından devrime kadar firar edenlerin sayısı 1,5 milyona ulaşmıştı. Astları üzerindeki otoritesini tamamen yitirmiş olan subaylar firar etmeye çalışan yüzlerce askeri öldürerek daha büyük bir tepkiye yol açmışlardı. Devrimi engelleyemeyen subaylar bu defa mevcut durumdan istifade ederek burjuva hükûmetini savaşa zorluyorlardı.

Nisan ayında zırhlı bir trenle İsviçre’den Petrograd’a gelen Lenin Finlandiya İstasyonu’nda kalabalık bir kitle tarafından karşılandı. Lenin buradaki konuşmasında sosyalizm için Sovyetlerin tam iktidar olacağı bir devrim çağrısı yaptı. Hemen ardından “Nisan Tezleri” olarak adlandırılan ünlü tezleri yayınladı. Lenin bu tezlerde emperyalist paylaşım savaşı sırasında Avrupa genelinde sosyal-demokratların kendi hükûmetlerinin savaş konusundaki politikalarını desteklemelerinden dolayı sosyal-demokrasi adının önemini yitirdiğini belirtti ve bu nedenle Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nin adının Komünist Parti olarak değiştirilmesini önerdi. Lenin’in bu önerisi kabul edilse de partinin adı resmî olarak Mart 1918’de Komünist Parti olarak değiştirildi. Lenin’in Nisan Tezleri ile birlikte Bolşevikler “Barış, ekmek ve adalet” istiyoruz ve “Tüm İktidar Sovyetler’e” sloganıyla harekete geçti.

18 Nisan (1 Mayıs)’da Dışişleri bakanı Milyukov müttefiklere savaşa devam edileceği yönünde taahhüt verdi. Petrograd Sovyeti bu açıklama üzerine halkın aldatıldığına yönelik bildiri dağıttı. Rus cephesindeki Alman ordularının batı cephesine kaydırılmasını istemeyen İtilaf Devletleri’nin baskısıyla alınan bu karar halkta galeyana yol açtı ve protesto edildi. 21 Nisan (4 Mayıs)’da başlayan ve iki gün süren gösterilerde “kahrolsun geçici hükûmet”, “Milyukov istifa”, “ bütün iktidar Sovyetlere” sloganları atıldı. Gösteriler Moskova’ya da sıçradı ve işçiler greve gitti.

Tehlikenin farkına varan hükûmet Petrograd Sovyetine çağrıda bulunarak sosyalist partileri hükûmete katılmaya davet etti. Bu çağrıya sağ kanat sosyalistler olumlu yanıt verdi. Bu süreçte pek çok Menşevik politikacıya bakanlık verildi. Ancak 5 Mayıs’ta Aleksandr Kerenski’nin yeni kurulan hükûmete savaş bakanı tayin edilmesi Petrograd Sovyetinde savaş taraftarı sağ sosyalistlerle barış taraftarı sol sosyalistler arasında tartışmalara sebep oldu.

Temmuz ayında Alman İmparatorluğu ordularına karşı düzenlenen ve başarısızlıkla sonuçlanan saldırıdan sonra düzenlenen eylemlerde 500 bin işçi Geçici Hükûmetin istifasını istedi. 3 Temmuz (16 Temmuz) günü Sovyetlerin kontrolündeki Petrograd Garnizonu’nun çağrısıyla başlayan protesto gösterilerinde askerler ve işçiler Sovyetler lehine mitingler düzenledi. 4 Temmuz (17 Temmuz)’da gösterilere Baltık Filosu denizcileri ile işçi ailelerinin de katılımıyla protesto eylemleri büyüdü. Ancak bu mitingler geçici hükûmetin katliamına sebep oldu. Gösterilerin bastırılması sırasında halkın üzerine evlerden makineli tüfeklerle açılan ateş sonucu 56 kişi öldü, 600’e yakın kişi de yaralandı. Hükûmet katliamdan aşırı sağcı örgütleri sorumlu tutsa da Sovyetler tetikçi olarak kapitalist bakanları suçladı.

Bu dönemden sonra artık Sovyetler Geçici Hükûmet karşısında bastırılmış durumdaydı. Rus ekonomisi bu sırada felakete doğru gidiyordu. Tarımsal üretim ve sanayi alanındaki düzensizlikler üretimin 1916 yılları seviyesine düşmesine yol açmış, kapanan işletmeler yüzünden yoğun işsizlik yaşanmaktaydı. İşçilerin eline geçen ücret düşmüş ve alım gücü 1913 yılı seviyelerine gerilemişti. Ülkenin borçları 50 milyar rubleyi aşmış durumdaydı ve ekonomik iflasın eşiğine gelmişti.

Temmuz Günlerini özellikle Bolşeviklere karşı baskı dönemi izledi. 7 Temmuz (20 Temmuz)’da Prens Lvov’un istifası ile kurulan yeni Geçici Hükûmette Aleksandr Kerenski başbakan oldu.

Yeni hükûmet Bolşeviklere ait matbaayı bastı ve Pravda gazetesinin yayınlanmasını yasakladı. Hükûmetten izinsiz olarak bildiri dağıtılması ve miting yapılması yasaklandı. Lenin hakkında idam kararı çıkarıldı. Bu karar üzerine Lenin güvenlik amacıyla Finlandiya’ya iltica etti. Ancak Bolşevikler üzerinde tutuklamalar ve yargısız infazlar arttı. Troçki başta olmak üzere çok sayıda Bolşevik tutuklandı.

Petrograd’daki sosyalist örgütlere karşı Çarlık Ordusu komutanlarından Lavr Kornilov komutasındaki Kazak Ordusu şehre gelerek sıkıyönetim ilan etmek ve idareyi ele almak için ilerlemeye karar verdi. Kornilov Olayı olarak bilinen olay sırasında Kerenski paniğe kapılarak darbenin kendisini de tasfiye edeceğini anladı ve o sırada en güçlü ve en örgütlü siyasi güç olan Bolşeviklerden yardım istedi. Petrograd, Moskova, Kiev, Harkov ve diğer şehirlerdeki Bolşevik işçi ve askerler Kornilov karşıtı eylemler düzenledi. Bolşevik Parti Merkez Komitesi 27 Ağustos 1917’de yaptığı açıklamada Şubat Devrimi ile kazanılan her şeyi boğmak için Petrograd’a ilerleyen Kornilov birliklerinin durdurulması çağrısı yaptı. Özellikle demiryolu işçilerinin engellemesi ve Kazak Bolşevik askerlerin propagandası sonucu Kornilov’un ordusu dağıldı ve darbe girişimi başarısız oldu. Bu olaylarda Bolşeviklerin gücü sınandı ve iktidarın alınmasında önemli bir evreye geçilmiş oldu.

Kornilov’un darbesinin başarısız olmasıyla beraber Bolşeviklerin saygınlığı ve Sovyetlerdeki desteği daha da arttı. Bolşevikler Petrograd, Moskova başta olmak üzere Briansk, Samara, Saratov, Tasritsyn, Minsk, Donetsk, Lugansk ve Kiev Sovyetlerinde çoğunluğu kazandılar. Tüm Rusya Sovyetler Merkezi Yönetim Komitesi iktidarın alınması yönünde karar aldı.

25 Eylül’de Trotski kefaletle serbest bırakıldı ve Petrograd Sovyetinin yönetimini devraldı. Lenin gizli bir şekilde Petrograd’a gelerek devrimi organize etmeye başladı. Eylül ve Ekim aylarında Moskova ve Petrograd sanayi işçileri, Donbas maden işçileri, Ural metal sanayi işçileri, Bakü petrol işçileri, tekstil işçileri ve demiryolu işçileri sayısız grev yaparak Geçici Hükûmeti protesto etti. Bu iki ay zarfında toplamda 1 milyon işçi grev süreçlerine katıldı. İşçiler çoğu fabrika ve işyerinde yönetimi ele aldı ve üretim ile dağıtımı kontrol etmeye başladı.

Ekim 1917’ye gelindiğinde kırda da benzer bir durum vardı. Büyük toprak sahiplerine karşı yoksul köylüler tarafından 4 binin üzerinde ayaklanma eylemi kaydedildi. Geçici Hükûmetin büyük toprak sahibi zengin köylüler olan kulakların isteklerine göre hareket etmesi ve ayaklanmaları bastırmak için askeri birlik göndermesi yoksul köylülerin de toprakların kendilerine verileceğini söyleyen Bolşeviklere destek vermesine sebep oldu.

Cephede, şehirlerdeki garnizonlarda ve savaş gemilerindeki askerler ve bahriyeliler de açıkça Geçici Hükûmeti tanımadıklarını ilan etti ve seçilmiş temsilcilerini Sovyetlere göndererek iktidarın alınmasından yana görüş bildirdi.

Devrim ve Sovyet İktidarı

Ekim’de Lenin filminin final sahnesi. Vladimir Lenin, Stalin ve beraberindekilerle birlikte Ekim Devrimi’ni ilan ediyor.

10 Ekim günü Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi (Bolşevik) Merkez Komitesi Lenin başkanlığında silahlı ayaklanma gündemiyle toplandı. Toplantıda 2’ye karşı 10 oyla ayaklanma lehine karar alındı

Devrimin yaklaşmakta olduğunu fark eden Başbakan Aleksandr Kerenski Devrimci Askeri Komite’nin dağıtılmasını ve tüm üyelerinin tutuklanmasını emretti. Fakat artık otoritesini tümüyle kaybetmiş olan hükûmet başkanının emirlerini yerine getirecek az sayıda müfreze Kızıl Muhafızlar tarafından kolayca püskürtüldü.

Devrimci Askeri Komite Rusya halkına hitaben yayınladığı bildiride demokratik bir barış ve üretim mekanizması üzerinde işçi denetimi için Sovyetlerin tam iktidar olacağı bir devrim çağrısı yaptı.

24 Ekim (6 Kasım) 1917’de Bolşevikler başkent Petrograd’da Kerenski önderliğindeki Geçici Hükûmete karşı harekete geçti. Cezaevlerindeki Bolşevik tutuklular serbest bırakıldı. Hükûmete bağlı birlikler kolayca bertaraf edildi. 25 Ekim (7 Kasım)’de 10 bin kadar Kızıl Muhafız güçlü bir direnişle karşılaşmadan tüm hükûmet binalarını ve stratejik mevkiileri ele geçirdi. Smolni Enstitüsü’ne bulunan Lenin, devrim talimatlarını buradan vermekteydi. Vladimir Stankeviç liderliğindeki Askeri Harbiyelilerden oluşan bir müfreze ve St. Georgiev muhafızları Bolşeviklere karşı direnişe geçse de başarılı olamadı.

25 Ekim (7 Kasım) gecesi hükûmetin bulunduğu Kışlık Saray’a saldırı başladı. Binlerce Kızıl Muhafız Kışlık Saray’a yöneldi. Vladimir Antonov-Ovseyenko liderliğindeki Baltık Filosu ve Kronştad Denizcileri de saldırıya katıldı. Aurora kruvazöründen saraya top atışı yapıldı. Bu sırada Kerenski kaçmayı başarmış, ancak bakanlar sarayda bulunmaktaydı. Kazaklar, askeri öğrenciler ve muhafızlar tarafından korunan saray 8 Kasım’da sabaha karşı saat 2’de düştü. Devrilen hükûmetin üyeleri hapse atıldı.

Devrimin resmî tarihi 25 Ekim (7 Kasım) 1917 oldu. İktidar fiilen alındıktan sonra toplanmakta olan ve çoğunluğunu Bolşevik ve müttefikleri olan Sol SR vekillerinin oluşturduğu II. Tüm Rusya Sovyetler Kongresi’nde iktidarın Lenin önderliğindeki Bolşeviklere bırakıldığı ilan edildi.

Sonuçları

II. Tüm Rusya Sovyetler Kongresi’ndeki 670 delegenin yaklaşık olarak yarısına karşılık gelen 300’ü Bolşevik, 100 kadarı da Sosyalist-Devrimci Parti üyesi Sol SR olduğundan kongredeki çoğunluk Aleksandr Kerenski hükûmetinin devrilmesini onayladı. Kışlık Sarayın alınma haberi kongreye ulaştığında iktidarın İşçi, Asker ve Köylü Vekilleri Sovyeti olarak alındığı ilan edildi ve Ekim Devrimi onaylandı. Bolşevik lider Lenin kongrede iktidarın alınmasına yönelik kısa bir konuşma yaptı:

“Yoldaşlar, Bolşeviklerin ısrarla savunduğu işçi ve köylü devrimi gerçekleşmiştir.”

Kongrede bulunan Sosyalist Devrimci Parti’nin sağ kanadından temsilciler alınan kararı protesto edip kongreyi terk etti. Protestoya katılıp Lenin ve Bolşeviklerin yasa dışı şekilde iktidarı aldığını belirten Menşevikler de kongreden ayrıldı. Kongre yeni Sovyet hükûmeti olan Lenin başkanlığındaki Halk Komiserleri Konseyi’ni (Rusçası: Совет народных коммиссаров, Latin harfleriyle kısaltması Sovnarkom’dur) seçti. Kurucu Meclis toplanıncaya kadar iktidarda olacağı açıklanan Sovnarkom ilk olarak Barış Kararnamesi’ni yayınlayarak I. Dünya Savaşı’ndan çekildiklerini ilan etti ve savaşan tüm hükûmetlere ilhaksız ve tazminatsız bir barış çağrısında bulundu. Hemen ardından Toprak Kararnamesi kabul edilerek azınlıktaki büyük toprak sahiplerine ait toprakların da nüfusun çoğunluğunu oluşturan yoksul köylülere dağıtıldığını açıkladı.

 

Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?
  • 0
    be_endim
    Beğendim
  • 0
    alk_l_yorum
    Alkışlıyorum
  • 0
    e_lendim
    Eğlendim
  • 0
    d_nceliyim
    Düşünceliyim
  • 0
    _rendim
    İğrendim
  • 0
    _z_ld_m
    Üzüldüm
  • 0
    _ok_k_zd_m
    Çok Kızdım
İlginizi Çekebilir

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir