1. Ana Sayfa
  2. Siyaset Bilimi

Neden Siyasetle İlgileniriz?

Neden Siyasetle İlgileniriz?
+ - 0

Neden Siyasetle İlgileniriz?

Günlük yaşantıda sıklıkla kullandığımız birçok kavram gibi siyaset de kolaylıkla tanımlayabildiğimiz, üzerinde uzlaşılmış, sınırları belli bir kavram değildir. Bu nedenle siyaset bilimi öğrencilerine birkaç satırdan oluşan anahtar bir tanım verebilmek oldukça zordur. Siyaseti bu şekilde tanımlamak yerine onun özelliklerini, kavramın geçirdiği değişimi tarihsel arka planı ışığında açıklayarak bir kavramlaştırmaya gitmek daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Belirtildiği gibi siyaset kelimesini günlük yaşantımızda sıklıkla duyuyor ve kullanıyoruz. Bir bakanın hükümetinin ulaştırma siyaseti – politikası hakkında yaptığı açıklamalar; başkanlık ya da parlamenter siyasal sistemlerden hangisinin daha iyi bir yönetim sistemi olduğu konusunda yapılan bir tartışma; herhangi bir tartışmada taraflar arasındaki tercihini açık bir dille ifade etmeyen bir kişinin siyasi – politik konuşmakla nitelendirilmesi; Topkapı Sarayı’nda hakkında ölüm emri verilen kamu görevlilerinin önünde idam edildikleri çeşmeye “Siyaset Çeşmesi” adının verilmiş olması. Örnekleri çoğaltabileceğimiz bu ifadelerde siyaset kelimesinin aynı anlamda kullanıldığını söylebilmemiz imkânsızdır. Acaba biz siyaset kelimesini kullanırken birbirlerinden çok farklı şeyleri ifade etmekte aynı kelimeye mi başvuruyoruz? Yoksa siyaset olgusu bütün bir ifadelerde geçen ortak bir ilişkiyi kapsadığı için mi böyle kullanılıyor?

Yaşadığımız deneyimler, izlediğimiz yayınlar, okuduğumuz gazeteler aynı sosyal olgular hakkında farklı uygulamaların, farklı düşüncelerin ve farklı kurumsal yapıların olduğunu göstermektedir. Komşu bir ülkede halkın katılımına açık yerel seçimlere izin verildiğini gazetede okuduğumuzda veya bir başka ülkede vatandaşların doğrudan meclise kanun teklifi sunabildiklerini öğrendiğimizde, ister istemez kendi içinde bulunduğumuz koşullar ile bir karşılaştırma, değerlendirme yaparız. Bu karşılaştırma ve değerlendirmeler bizde bazı tercih ve taleplerin gelişmesine neden olur. Yaşadığımız kültürel ortam, değer yargılarımız, statümüz, maruz kaldığımız enformasyon tercihlerimizi ve değerlendirmelerimizi etkiler. Sosyal yaşantı bu şekilde insanları uygulamalar, kurumlar ve düşüncelerle ilgili bir tercih veya değerlendirme yapmaya yöneltmektedir.

Günlük yaşantımızda yalnızca farklı uygulama, kurum ve düşüncelerle karşılaşmayız, aynı zamanda bizi yakından ilgilendiren bir takım kararlara maruz kalırız. Üniversite kontenjanları, Kamu Personel Sınavında mezun olduğunuz bölümle ilgili kadrolar, vergiler, kamu çalışanlarına yapılacak zam oranları, emeklilik yaşının yükseltilmesi, belediyenin yaşadığımız yere çok yakın bir araziye çöp dönüşüm merkezi kurması vs. Yerel, ulusal, hatta uluslararası düzeyde üretilen bu kararlar bizleri yakından etkileyen sonuçlar doğurmaktadır ve bu tür kararlara sıradan bir insanın kayıtsız kalması neredeyse imkânsızdır. Toplumda yaşayan insanların tamamını ya da önemli bir kısmını etkileyen kararları alan otoriteler bulunmakta ve onların karar ve uygulamaları bizleri etkilemektedir.

Sosyal hayatın diğer bir özelliği kaynaklardan pay alma zorunluluğunun birey ve grupları belli bir yönde hareket etmeye yönlendirmesidir. Uluslararası düzeyde üretim yapan bir otomobil firmasının Türkiye’de kuracağı fabrika için yer araması, teşvik politikasının hangi illeri ve sektörleri kapsamına alacağı, Merkez Bankası’nın faiz oranları ile ilgili aldığı kararlar vs. toplumdaki kesimleri birbirine rakip kılmakta ve belli taleplerle otoritelere yönelmeye, onlarla diyalog kurmaya, onları desteklemeye veya muhalefet etmeye yönlendirmektedir.

Sosyal hayat içinde toplumun tamamı ya da önemli bir kısmı üzerinde etkili kararlar alabilen otoriteler bulunmakta ve bu kararlar birey ve grupların tercih, talep ve davranışlarını yakından etkilemektedir. Bu ilişki onları diğerlerinden ayırt edilebilen bazı davranışlara yönlendirmektedir. İşte otoriteye bağlı sosyal ilişkilerin şekillendirdiği bu davranışlar siyasal davranışı oluşturmaktadırlar. Buraya kadar yapmış olduğumuz açıklamalar bize siyasetin iki temel özelliğinin olduğunu göstermektedir. Siyaset her şeyden önce bir sosyal ilişki biçimini nitelemektedir. İkinci olarak bu sosyal ilişkiler toplumun geneline yönelik bağlayıcı karalar alınması sürecine paralel olarak ortaya çıkmaktadır (Tansey, 1999: 1-3).

 

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

Yazar Hakkında

Yorum Yap