1. Anasayfa
  2. Bilim

Aydınlanma Çağı Nedir? Aydınlanma ve Akıl

Aydınlanma Çağı Nedir? Aydınlanma ve Akıl
0

AYDINLANMA DÜŞÜNCESİ

Aydınlanma, 17. ve 18. yüzyılda Batı Avrupa’da gelişen, birbirine bağlı felsefi, bilimsel ve toplumsal alanlarda oluşan düşünce hareketidir. İnsanlık tarihinde önemli bir dönem olan Aydınlanma’nın coğrafi merkezi Fransa olmuştur. Bununla birlikte, başta Almanya ve İngiltere olmak üzere Avrupa devletlerinin birçoğunda Aydınlanma düşüncesi doğrultusunda gelişmeler görülmüştür.

Aydınlanma, felsefi bir hareketi ve bu hareketin sonuçlarıyla belirginlik kazanan toplumsal ve siyasal bir süreci ifade etmektedir. Bu anlamda, Aydınlanma hem bir düşünce hem de bir süreç olarak görülmektedir (Çiğdem, 1997: 13).

Aydınlanma düşüncesi, insanlığın yaşadığı bütün sefaletin kaynağını cehaletin özellikle de batıl inançların oluşturduğunu ifade eden öğretileri içermektedir. Cehaletin ve batıl inancın ana kaynakları olarak gösterilen din, otoriter yönetim, görenekler, çiftçi ve köylülerin basit bakış açıları, gelenekler ve efsaneler, aynı zamanda geleneksel toplumların başlıca dayanaklarını meydana getirmektedir (Hollinger, 2005: 11). Bu anlayış doğrultusunda Aydınlanma düşüncesi, genel anlamda Hristiyanlığın hâkimiyetindeki geleneksel dünya görüşünde kökleşmiş olan anlayışa karşı gelerek, insan, toplum ve doğa hakkında yeni bir düşünce çerçevesinin yaratılmasını ifade etmektedir (Hamilton, 1996: 23). Dünyayı anlama yolu olarak batıl inanç ve doğaüstü inancını reddeden Aydınlanma düşüncesi, doğanın sadece nesnel ve tarafsız bir yol olan bilim aracılığıyla anlaşılabileceğini savunmuştur.

Bilgi ise sadece akıl ve rasyonaliteden (akılsallıktan) gelmektedir (Haralambos ve Holborn, 1995: 643). Bu anlayış temelinde Aydınlanma düşüncesi, cehaletin ortadan kaldırılmasının ve insanların durumunun iyileşmesinin ancak bilgi, akıl ve bilim yoluyla gerçekleşebileceğini ileri sürmüş ve bilimsel bilginin sınırsız insani ilerlemenin yolunu açacağını savunmuştur.

Bu bağlamda Aydınlanma hareketinin amacı, ‘kötü’ ve ‘köleleştirici’ olduğuna inanılan mit, ön yargı ve hurafenin ve dolayısıyla bunları üreten dinin temsil ettiği toplumsal düzenden insanları kurtararak, ‘iyi’ ve ‘özgürleştirici’ olduğu kabul edilen ‘aklın düzeni’ne sokmaktır (Çiğdem, 1997: 14).

Akıl kavramı, Aydınlanma yüzyılı olan 18. yüzyılı ayırt edici kılan en önemli unsurlarından biri olmuştur. Rasyonalist (akılcı) düşünce, Aydınlanma’nın geleneksel toplum düzenini oluşturan dinî otoriteyi sorgulamasını sağlamıştır. Bu nedenle, Aydınlanma dönemi aynı zamanda Akıl Çağı olarak da bilinmektedir. Rasyonalist düşüncenin özellikleri, karşı olduğu görüşler ve savunduğu fikirler olarak iki grup halinde açıklanabilir. Öncelikle rasyonalist düşünce:

• Toplumsal hayatı etkileyen geleneğin otoritesini sorgulamıştır.

• Geleneksel dinsel sistemlerin oluşturduğu kurumlar aracılığıyla, toplum üzerinde etkili kılınan kaderciliğe karşı gelmiştir.

• Geleneksel otoritenin oluşturduğu, özellikle despotizm, özel mülkiyet ve toplumsal hiyerarşinin gerçekleri temsil ettiği yönünde benimsenen inanca karşı çıkmıştır (Outhwaite, 2006: 199-200).

Bu anlamda, rasyonalist düşünce, reddedilen geleneksel otorite ve oluşturduğu kurumlara karşı yeni bir düşünce biçimi geliştirmiştir:

• Rasyonalist düşünce, toplumsal düzen fikrinin, metafizik sisteme göre değil, akla ve gözlem ile üretilen verilere dayanan bir süreç içinde açıklanabileceğini savunmuştur.

• Doğa kavramı, bütün bu kavrama dayanan doğanın düzeni, doğa kanunları ve insan doğası ile birlikte rasyonalist düşüncenin temel kavramı olmuştur.

• Doğa kavramını temel alan Aydınlanma düşüncesi, bireyi, toplumsal hayata katılmakla birlikte doğanın düzenine ait olarak kabul etmiştir.

• Rasyonalist düşünce ilerleme kavramını, yol gösteren düşüncelerden biri olarak ele almıştır (Outhwaite, 2006: 199-200).

Aydınlanma, toplumsal düşünce tarihinde önemli bir dönemi işaret etmektedir. Aydınlanma düşünürleri, ifade ve düşünce özgürlüğü, dinin eleştirisi, akıl ve bilimin değeri, bireyin önemi ve toplumsal ilerleme fikirlerini geliştirmişlerdir. Aydınlanma döneminin en belirgin özelliği, yeni fikirlerin geliştirilmesinde, büyük ölçüde yazarların etkisinin olmasıdır. Aydınlanma döneminin düşünürleri bu alanda, romanlar, oyunlar, kitaplar, broşürler ve makalelerden oluşan büyük bir koleksiyon üretmişlerdir (Hamilton, 1996: 29).

Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?
  • 1
    be_endim
    Beğendim
  • 0
    alk_l_yorum
    Alkışlıyorum
  • 0
    e_lendim
    Eğlendim
  • 0
    d_nceliyim
    Düşünceliyim
  • 0
    _rendim
    İğrendim
  • 0
    _z_ld_m
    Üzüldüm
  • 0
    _ok_k_zd_m
    Çok Kızdım

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir